(via: elifsirti )
Herkes konuşabiliyor ne güzel, hepimizin böyle bir yetisi var aman ne hoş!
Ama olayın yalnızca konuşmakla bitmeyeceğini biri şu “çok bilen”lere anlatmalı.
Oturup açıklamayı düşündüm önce. Uzun uzadıya, ne kadar vakit alırsa alsın. Eskiden olsa öyle yapardım çünkü. “Bildiklerimiz paylaştıkça çoğalır” felsefesi, safsata olarak gözükmezdi o zamanlar gözüme.
Şimdi de girişimde bulundum, siyaset “bilim”i dahil olmak üzere, tarihi; dahili ya da harici tüm bildiklerimi anlatayım istedim. Sonra vazgeçtim.
Sığ düşünceler var, at gözlükleri var bir de. Terkedilmeyen düşünceler, kullanmaktan asla sıkılmadığımız; modası hiç geçmeyen gözlükler bunlar..
Yaftalamaktan vazgeçmeyecek insanlar tanıyorum, onlar hep olacaklar; belki de gün geçtikçe daha da çoğalacaklar. Ve onlar kendi cehaletlerinde boğulurken biz daha da genişleteceğiz ufkumuzu. Fark açığı kapatamayacakları kadar genişleyecek gün geçtikçe.
İşte böyle zamanlarda bu tür farkların ayrımında olmak en iyisidir. Nefes tüketmeye, boşa zaman harcamaya değmeyecek kadar sığ, öğretmeye, anlatmaya yetmeyecek kadar kısıtlı kapasiteler; bıkmazlar genellemelerinden ve yaftalarından.
Varsın yaftalasınlar, hatta hiç bıkmadan yazsınlar “üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla”.
Şimdi benim yazdığım küçük puntolar bile, yalnızca gülüyor onlara.
Kaynak